"Sonrakini Bekleyeceğim - J'attendrai le suivant..."

2003'de Oscar adayı olmuş, 2004'de de Avrupa Kısa Film Fesitvali En İyi Kısa Film ödülünü almış bu kısa film daha önce bir çok yerde paylaşıldı, ama mutlaka izlemeyen kalmıştır diye burda bir kez daha paylaşmak istedim. İlk izlediğimde çok hoşuma gitmişti (hala da öyle) ancak sonunda kadına üzülmemek elde değil, trajikomik bir durum söz konusu:). Eğer şimdiye kadar izlemediyseniz mutlaka izleyin.


"The Date"

Buluşmalar her zaman beklenildiği kadar romantik olmuyor:) İzlemeye değer Kısa bir animasyon. Burdan İzleyebilirsiniz.

Yaşasın Bilgisayar Oyunları!!! (1)

Geçmişe mazi derler ama arada sırada hatırlayıp, nerelerden nerelere geldiğimizin farkına varmamız da hiç fena olmaz. İşte bende tam bu noktada, hayatımızda var olan ve dönem dönem bir çok hatıra edinmemize vesile olan oyunlardan, daha doğrusu oyun oynama araçlarımızdan bahsetmek istiyorum.

Şimdilerde "Oyun Konsolu" diye tabir edilen bu araçların tarihi, biz 80'lerde büyüyenlerin tarihleriyle eş zamanlıdır. O yüzden bizler için çok büyük önem arzeder:)

Günümüzde oyun konsolu dediğimiz zaman akla "PS3", "Wii" ya da "X-Box" lar geliyor. Oysaki, tarih olmuş ama anılmayı hakeden daha başka nice nice konsollar var.

Benim klavyeyle tanışıklığım, bizim için bir efsane olan "Commodore 64" e dayanıyor. Hali hazırda bir bilgisayar olan Commodore'lar , bizler tarafından bir
oyun konsolu muamelesi görüyorlardı. Ama iş o kadar kolay bir şekilde içinden çıkılacak gibi değildi. Bir C64'le oyun oynayabilmeniz için, onu televizyonunuza takıp "power" tuşuna basmanız asla yeterli olmazdı. O yüzden, oynayacağınız oyuna iyi karar vermeniz ve kendinize, ben gerçekten bu oyunla vakit geçirmek istiyor muyum diye sormanız gerekirdi. Soruya verdiğiniz cevap olumlu ise, artık oyun oynamak için ön hazırlık işlemleri başlatılabilirdi.

Commodore çağını yaşayanlar bilir, ya da hatırlayacaklardır, C64'de bir oyunu açabilmemiz için onu, "kafa ayarı" diye tabir ettiğimiz, ama mantığını hala kavrayamadığım, bir işleme tabi tutmamız gere
kiyordu. Hem de tornavidayla...

Hemen sol tarafta gördüğünüz, bir C64 "Kaset koyma ve kafa ayarı yapma" makinesidir:) Oyun kasedini (ki bu bildiğimiz "type" kasetidir) yerleştirip play tuşuna bastıktan sonra, ince bir tornavidayla (şu gözlükçülerin kullandıklarından) sağdaki küçük delikdeki vidayı çevirmek surtiyle (tabii ki yavaş yavaş - kasa şifresini kırmaya çalışan hırsız edasıyla) kafa ayarı yapılırdı. Ne zaman ki küçük kırmızı ışık en parlak konuma gelir, (bunu göz kararıyla tahmin ediyoruz) o zaman kafa ayarı yapılmış sayılır, ama yine de her
seferinde oyun başarıyla açılmaz ve aynı işlemleri tekrarlatabilirdi.








Bu yazdıklarımda biraz abartı olduğu doğrudur, ancak geçmişte bir oyun oynamak için kaç türlü cambazlık yaptığımız aklıma gelince yazıyı bu şekilde yazmak istedim. Commodore 64'ü yerdiğimi kimse zannetmesin, tam tersine o bizim için çok önemli bir makineydi ve hala da öyle. Unutmamak gerekir ki, C64 tüm zamanların en çok satan kişisel bilgisayar modelidir ve bizzat kendisi için tasarlanmış onbin yazılıma sahiptir:) (wikipedi)
Ayrıca kafa ayarı denen illetin nasıl bişey olduğu konusunda bakınız ekşisözlük





80. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu. İşte Kazananlar

En iyi film: No Country for Old Men
En iyi yönetmenr: The Coen Brothers - No Country for Old Men
En iyi erkek oyuncu: Daniel Day-Lewis - There Will Be Blood
En iyi kadın oyuncu: Actress: Marion Cotillard - La Vie En Rose
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Javier Bardem - No Country for Old Men
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Tilda Swinton - Michael Clayton
En iyi özgün senaryo: Diablo Cody - Juno
En iyi uyarlama senaryo: Joel and Ethan Coen - No Country for Old Men
En iyi yabancı film: The Counterfeiters - Avusturya
En iyi animasyon: Ratatouille
En iyi kısa metrajlı animasyon film : Peter and the Wolf
En iyi kısa metrajlı belgesel film: Freeheld
En iyi uzun metrajlı belgesel film :Taxi to the Dark Side
En iyi sanat yönetmeni: Sweeney Todd
En iyi kostüm: Elizabeth: The Golden Age
En iyi makyaj: La Vie En Rose
En iyi orjinal müzik: “Falling Slowly” - Once
En iyi görsel efekt: The Golden Compass
En iyi özgün beste : Atonement
En iyi kurgu: The Bourne Ultimatum
En iyi kısa metrajlı film : Live Action Short: Le Mozart Des Pickpockets
En iyi ses kurgusu : The Bourne Ultimatum
En iyi ses miksajı: The Bourne Ultimatum

Altın Heykelciğin Peşinde (2)

Dünkü yazımda, en iyi film, en iyi erkek oyuncu ve yabancı dilde en iyi film adayları konusunda çeşitli türlerde ahkamlar kesmiştim. Bugün de aynı işleme, "Akademi Ödülleri" nin en eğlenceli kategorisi olan animasyon adaylarıyla devam edeceğim. Ancak şu da bir gerçektir ki, 24 dalda verilen ödüllerin herbiri hakkında bir fikir beyanında bulunacak değilim. Çünkü niyetim kapsamlı bir "Oscar" analizi yapmak yerine kendine münhasır bir yazı yazmak.

Geçen yıllarda olduğu gibi, bu yılda öne çıkıp ben bu ödülü alırım diyen animasyon adayımız, bir Pixar yapımı olan "Ratatouille". Zaten "Akademi Ödülleri" nin önceden kestirmesi en kolay kategorilerinden biri de "En İyi Animasyon" filmidir.
İkinci animasyon adayı olan "Persepolis" hakkında da çok şey duydum ve okudum. Ancak tembel bir insan olduğumdan dolayı henüz izleyebilmiş değilim. Onu da izlemek, bir çoğu gibi Oscar'dan sonraya kaldı. (İnsan bu yazıyı yazmadan önce oturur adayları bir izler öyle değil mi? Değil. Bir çok yorum var internette, herbiri filmleri izleyip yorumlamışlar. Mühim olan izlemeden bu yorumları yapabilmek. İşte bende size farklı olanı sunmak üzere burdayım:)

Ama "Persepolis" hakkında bir kaç küçük anekdot vereyim de yazı iyice boş olmasın. "Persepolis Satrapi'nin çok satan çizgiromanından beyazperdeye uyarlanmış. (az satan çizgiromanların da uyarlanmasını istiyoruz) "Cannes Film Festivali" nde "Jüri Özel Ödülü" nü almış. İçeriği itibariyle, İran'ın sert tepkilerini çekmiş.

Üçüncü Animasyon adayımız "Surf Up". Burada da danscı penguenlerin yerini surfcü penguenler almış, ben şans tanımıyorum. Çünkü papaz her sene penguene oy vermez. (geçen yılı hatırlayacak olursak "Neşeli Ayaklar" en iyi animasyon ödülünü almıştı.

Bu yılda Oscar'ı iki yıl önce olduğu gibi TV sunucusu ve komedyen John Stewart sunacak. O da tüm Amerikalı komedyenler gibi çok ve hızlı konuşuyor. Yani yine hızlı hızlı altyazıları okumak durumunda kalacağız. Ama spontane tercüman olması daha büyük bir felaket olacağından böylesi daha iyi.

Akademi Ödülleri'nin en karizmatik kategorisi hangisidir diye sorulacak olursa, tabii ki "En iyi yönetmen" ödülü diye cevaplamak icap eder. Çünkü sözkonusu Oscar olduğunda, yapılan en "cool" yorumlar bu kategori için yapılır. Yine çünkü, bu konuda konuşabilmek için, teknik ayrıntılara hakim olmak gerekir ve bu yüzden, yorumcular en asortik analizleri yapabilmek için birbirleriyle yarışırlar. "... çünkü bu film, bariz bir şekilde yönetmenliği ön plana çıkarmış..." gibi yorumlar duyarız. (İşte o an ordan uzaklaşmanın vaktidir) Ben teknik ayrıntı meraklısı bir yaradılışa sahip olmadığım için, sonucunu merak etsemde, sonucu duyduktan sonra, hiçbir zaman bol ünlemli tepkiler vermem. (Kısacası fazla umursamıyorum dersek kafi olacak) O yüzden adayları sıralamayacağım, zaten en iyi yönetmen tahminimide dün yapmıştım.

Bu yazının üçü çekilir mi bilemiyorum (yani üçleme olur mu anlamında) Ama belki yarın film müzikleriyle ilgili bir kaç şey yazabilirim.

son söz olarak da; ...annnddd oscar goesss toooooo..... demek istiyorum:)






Altın Heykelciğin Peşinde (1)

Bu yıl, yazarlar sendikasının grevi yüzünden düzenlenmesi tehlikeye giren "Akademi Ödülleri" 24 Şubat gecesi sahiplerini bulacak. 80.'si düzenlenen Akademi ödüllerinde en çok merak edilen, pek tabii dir ki "En iyi film".

Oscar'ın bu yılki güçlü adayları; 8'er dalda aday gösterilmiş olan, "No Country Old Men" ile "There Will Be Blood" ile 7'şer dalda aday gösterilmiş olan, "Atanement" ve "Michael Clayton" filmleri, bir de 4 dalda aday gösterilmiş olan ama benim fazla bilgimin olmadığı "Juno" var.
Aday filmlerden de anlaşıldığı üzere, pek sayın akademinin dikkatini çekebilmek için büyük bütçeli filmler yerine, daha çok, güzel hikayeleri olan, kah üzülüp kah sevindiğimiz, dramlar a yatırım yapmak da fayda var:) Ama söz konusu yıl eğer, 2003'de olduğu gibi LOTR - Return Of The King gibi, ya da 2000'de ki Gladiator gibi bir filmle karşılaşırsak, işte o aman sanat filmimiz elimizde patlayabilir. Zaten daha geniş bir çerçeveden bakıldığında her filmin içinde biraz dram vardır. O yüzden teorim hafif çöker gibi oldu:)
Neyse konuya dönelim.
Bilindiği gibi Oscar'dan önce düzenlenen "Altın Küre" ödüllerindeki adaylar, o yılın "Akademi Ödüllleri"nin de favorileri sayılıyorlar. Burdan yola çıkarsak, belki bu yıl "Altın Küre" drama dalında en iyi film ödülünü alan "Atonement" en iyi film Oscar'ını alamayacak, ancak her yıl olduğu gibi bu yılda sivrilmiş, ödül alması daha bir muhtemel olan adaylar mevcut. Örnek vermek gerekirse, "Altın Küre"de olduğu gibi "Akademi Ödülleri"nde de"En İyi Yönetmen" ödülünü Julien Schanebel alabilir, ya da "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü, "There Will Be Blood"daki performansıyla Daniel Day - Lewis'in alması bana daha bir olası gibi görünüyor. Ama yanlış anlaşılmasın, pek sayın akademinin 5830 üyesi içinden, tanıdığım, samimi olduğum, ailece görüştüğüm bir insan evladı yok. O yüzden bir yerlerden tüyol aldığım düşünülmesin, yarışmaya gölge düşmesin:))
Bu arada hatırlatmakta yarar var. Her ne kadar tüm dünyada takip ediliyor olsa da, "Akademi Ödülleri" yerel bir organizasyondur. Yani, sonuçta dünya sinemasından çok Hollywood'un değerlendirildiği bir platformdur. O yüzden, "yabancılar" için önemli kategorilerden birisi de "Yabancı Dilde En İyi Film Adayları" olmalıdır. Madem öyle hemen bu yılki adayları sıralayalım;
- 12 (Rus yapımı)
- Beaufort (İsrail Yapımı)
- Counterfeiters (Avusturya yapımı)
- Katun (Polonya yapmı)

ve kazanması kuvvetle muhtemel aday olan;

- Mongol (Kazakistan yapımı) (aslına bakarsanız bu filme Rus, Kazak, Alman ve Moğol ortak yapımı demek daha doğru olur)

yazının ikinci bölümü yarın bu blogda:)

Explorer'ın Laneti!!!

Sanırım Explorer camiasının Çoban Süzgeci'ne garezi var. Çünkü sayfam Explorerla görüntülenince sorun yaratıyor, görüntülenmek istemiyor. Ben kendim bizzat Mozilla kullanan bir yapıya sahibim, ancak siz değerli misafirlerimin arasında (hala) Explorer kullanan arkadaşlar olabilir, karşılaştıkları sorunları bildirirlerse sevinirim. Ve tabii ki, sorunu çözmek için de gerekli mercilere başvurmaktan da geri kalmayacağım:)

edit: sanırım sorun explorerın bazı versiyonlarındaymış, her model de sorun çıkmıyor zannedersem:)
Kamuouyna önemle duyrulur!!!